Hayran Olduğumuz Ofisler
- nurhankeeler

- 10 dakika önce
- 2 dakikada okunur

Cirque du Soleil’in sahne arkası belgeselini izliyordum, bir sanatçı şöyle dedi:
“İzleyici olarak Cirque du Soleil’i nasıl hayranlıkla izlediğimi hatırlıyorum. Şimdi performans sergileyen biri olarak, yeni izleyicilere benim sorumluluğum var. Performansım en az izlediklerim kadar iyi olmalı. Ve izleyiciler yine hayran kalmalı.”
Bu cümle aklımda kalmış. Bu söyledikleri sadece performans sanatları için değil tüm iş yerleri için geçerli aslında. Bir iş yerini seçerken neden orayı tercih ettiğimizi unutmamak lazım: Müşteri memnuniyeti, çalışanlar için yaratılan ortam, duygusal ve fiziki şartların toplamı… Hayranlık duyduğumuz o kriterleri korumak, sadece şirketin değil, çalışanın da sorumluluğu.
Ofislerimizde yaşadığımız bir döngü var: Adaylar iş görüşmesine geldiğinde masaların temizliğine, ofisin estetiğine, düzenine bayılıyorlar. O düzeni nasıl sağladığımızı başta anlatıyoruz. İşe başladıktan bir süre sonra çekmece talepleri başlıyor. Hijyen ve üretkenlik açısından çekmecesiz (drawerless) minimalist ofisler tercih ediyoruz. Çekmece koyunca ne oluyor? Neler olmuyor ki? İçleri yiyecek kırıntıları, unutulmuş pastiller, müsvedde kağıtlarla karışmış eski belgelerle doluyor. Hijyen sorunu başlıyor, asıl evraklarla karışıklık artıyor, aranan eşya bulunamıyor ve o beğenilen düzen bozulmaya başlıyor.
Bazı ofisler bu çatışmayı önlemek için çekmeceleri tamamen kaldırıyor, hatta tam zamanlı ofis görevlisiyle temizlik ve düzeni sağlıyor. Çanta veya locker alternatifiyle herkes ihtiyaçlarını yanında taşıyor hem hijyen korunuyor hem estetik bozulmuyor.
Yabancı araştırmalarda ofis çalışanlarının “istifçi” (hoarder) haline geldiği, çekmeceleri temizlerken unutulmuş eşyalarla karşılaşıldığı sıkça belirtiliyor. Bu durum üretkenliği ciddi etkiliyor; insanlar günde 1-1.5 saat, yılda 6 haftaya yakın zamanı sadece kayıp eşya veya belge arayarak harcıyor.
Financial Times köşe yazarı Lucy Kellaway’in 2012’deki yazısında da benzer bir gözlem var. Meslektaşlarının çekmecelerini karıştırınca ortaya çıkan tuhaf şeyler bulmuş mesela ketchup poşetleri, tenis topu, eski pil, unutulmuş ilaçlar… Ve en çarpıcısı, bunların sahipleri tarafından fark edilmemesi. Kişisel hayatın ofise sızması ve unutulmuşluk hali çok yaygın.
Hayranlıkla girdiğimiz ortamı, Cirque du Soleil’deki gibi sorumluluk alarak korumak lazım.



Yorumlar