Beklemenin Zanaat ve Sanat Halleri ile Godot’yu Beklemek
- nurhankeeler

- 3 saat önce
- 4 dakikada okunur

Beklemenin zanaat ve sanat halleri ile Godot’yu Beklemek
Sabreden derviş muradına ermiş mi?
Viski, şarap ve peynir gibi ürünlerin yıllandırılması, birçok kültürde sabır, öngörü, miras bırakma ve zamana saygı gibi kavramlarla derinlemesine bağlantılı. Bu pratikler, tat ve kaliteyi artırmanın yanı sıra kültürel değerleri, tarihsel koşulları ve toplumsal yapıları yansıtıyor. Bazıları "demlenmeyi" veya olgunlaşmayı bir sanat ve miras olarak görürken, diğerleri daha hızlı tüketimi tercih ediyor. Bu yazıda kültürel örnekler, segmentler ve nedenleri özetlemek istedim.
Şarap yıllandırma (aging) özellikle Fransa ve İtalya’da ritüel halinde. Bordeaux, Burgundy veya Chianti gibi bölgelerde şaraplar yıllar, hatta on yıllar boyunca fıçıda ve şişede bekletiliyor; taninler yumuşayıp karmaşık tatlar (toprak, baharat, trüf) gelişiyor. Peynirlerde (örneğin Parmesan, Roquefort, Comté) affinage (olgunlaştırma) sanatı var; aylar yıllar süren kontrollü koşullarda (mağaralar, nem, sıcaklık) bakteriler ve enzimler işin içine giriyor. Bu, "zamanın tadı" olarak görülürmüş, acele etmeden, nesiller arası miras gibi. Fransız ve İtalyan mutfağı, yavaş yemek (slow food) hareketiyle de ünlü; yemek sosyal bağ ve keyif kaynağı.
İskoçya ve İrlanda (Whisky/Whiskey):
Scotch whisky en az 3 yıl fıçıda (genellikle eski sherry veya bourbon fıçıları) yıllandırılıyor; iyi olanlar 12-30+ yıl bekliyor. Bu, İskoç dağlık bölgelerinin serin, nemli iklimiyle uyumlu. Bekleme, karakter geliştirme ve miras olarak görülüyor. Damıtımevleri nesiller boyu devam ediyor. İrlanda viskisi de uzun olgunlaşma vurgusu yapıyor. Burada "beklemek" sabır ve zanaat ustalığı anlamına geliyor.
Diğer Avrupa Örnekleri:
İspanya (Sherry, Rioja şarapları), Portekiz (Port wine) ve İsviçre/Almanya peynirleri de yıllandırma geleneğine sahip. Bunlar genellikle tarımsal bolluk, manastır gelenekleri (keşişler şarap ve peyniri koruma ve iyileştirme için kullanılmış) ve ticaret tarihine dayanıyor. Batı medeniyetinde şarap, Roma İmparatorluğu'ndan Hıristiyanlık ritüellerine (Eucharist) kadar sembolik önem taşıyıp zamanla dönüşüm fikriyle bağdaştırılıyor.
Japonya ve Doğu Asya Etkileri:
Japonya'da sake veya viski (Yamazaki gibi) yıllandırılabilir, ama daha çok "ikigai" (yaşam amacı) ve uzun ömür kültürüyle bağlantılı. Genel olarak Doğu Asya'da (Çin, Japonya) sabır ve geleceğe odaklanma güçlü; çay seremonileri gibi ritüeller beklemeyi sanatlaştırıyor. Peynir veya şarap geleneksel değilse de, fermente gıdalar (miso, soya sosu) uzun olgunlaşma gerektiriyor. Bazı Asya kültürlerinde "gelecek odaklı" değerler, tüketimde acele etmemeyi teşvik ediyor.
Türkiye ve Orta Doğu:
Türkiye'de viski/şarap yıllandırma Batı etkisiyle sınırlı olsa da geleneksel fermente ürünler (şalgam, turşu, tarhana, pastırma, sucuk) veya rakı gibi içkilerde bekletme ve olgunlaşma var. Ancak genel olarak Anadolu kültüründe hızlı tüketim de (sokak yemekleri, mevsimsel taze ürünler) yaygın, belki kısa fermente ürünleri de eklemek lazım. Göçebe/çiftçi geçmişinden gelen pratiklik nedenler etkili olmuş olabilir. Yine de "misafirperverlik" ve "sofra kültürü"nde zaman ayırma (bekleme değilse de paylaşma) önemli.
Diğer kültürlerde (örneğin bazı Latin Amerika veya Afrika topluluklarında) yıllandırma daha az vurgulanıyor; taze tüketim veya kısa fermente (biralar, yerel içkiler) ön planda.
Sabreden derviş muradına ermiş
Sabrın, Öngörünün ve Geleceğe Bırakmanın Kaynakları/Nedenleri
Bu tutumların nedeni hem tarihsel hem çevresel hem ekonomik hem de felsefi faktörlerden kaynaklanıyor:
Tarihsel ve Çevresel: Tarım topluluklarında (Avrupa bağcılığı, İskoç damıtma) hasat mevsimsel; bolluk yıllarında depolama ve olgunlaştırma zorunlu. Manastırlar ve feodal sistemler uzun vadeli üretim teşvik etmiş. İklim (serin mahzenler) yıllandırmayı mümkün kılıyor.
Kültürel ve Felsefi:
Batı'da (özellikle Katolik/Protestan geleneklerde) zaman, dönüşüm ve miras kutsal, şarap "kan" sembolü. Doğu'da (Konfüçyüsçülük, Budizm) sabır erdemdir; gelecek nesillere bırakma (ata kültü) önemlidir. Kolektivist toplumlarda bireyden öte "aile ve miras" ön plandadır. Yıllandırma, "beklemenin meyvesi tatlıdır" fikrini somutlaştırır.
Ekonomik ve Toplumsal: Zenginlik ve istikrar (Avrupa'da uzun barış dönemleri) depolamayı mümkün kılar. Yüksek eğitim ve uzun yaşam beklentisi olan toplumlarda (Japonya, bazı Avrupa ülkeleri) geleceğe yatırım mantıklıdır. Blue Zones (uzun ömür bölgeleri) gibi yerlerde yavaş yaşam, topluluk ve amaç (ikigai) sabrı destekler.
Psikolojik: Gelecek benlikle güçlü bağ hissi (psychological connectedness) sabrı artırır. Kültürler bu bağı ritüellerle güçlendirir.
Bazı Kültürler Neden Sabırsız? Neden "Hemen"? Neden "Çocuk Dürtüsü"?
Sabırsızlık (instant gratification) modernlik, bireycilik ve belirsizlikle ilişkili:
Batı (Özellikle ABD ve bazı Avrupa ülkeleri): Bireyci kültürlerde "şimdi" ön planda. Tüketim toplumu, hızlı teknoloji (fast food, online alışveriş, sosyal medya) dopamin döngüsü yaratıyor. Araştırmalar, Batılıların Doğu Asyalılara göre geleceği daha bir indirgenmiş gördüğünü (daha az sabır) gösteriyor. Hızlı sonuç odaklı kapitalizm ve bireysel başarı vurgusu "bekleme"yi verimsiz kılıyor.
Evolüsyonel Köken: Atalarımız belirsiz ortamda hızlı ödül aradı (yiyecek bul, kaç). Modern hayatta bu dürtü (çocuksu anlık tatmin) teknolojiyle tetikleniyor, her şey anında ulaşılabilir olunca sabır "kaybedilen" bir erdem haline geliyor.
Kültürel Farklar: Bazı çalışmalarda Fransızlar veya Romanyalılar belirli durumlarda (bekleme kuyrukları) daha tepkisel ve sabırsızken, Almanlar daha kontrollü görünüyor. Genel olarak, hızlı kentleşme, rekabet ve stres sabırsızlığı artırıyor. Avrupa ‘medeniyetleri’nde de sabır, sırasını bekleme globalleşme ve rekabetle birlikte sinir bozucu bir hale gelmeye başladı. Sosyal medya "hemen beğeni" döngüsü beyinde sabrı zorlaştırıyor.
Şimdilerde beklemek, “Godot’yu Beklerken”e döndü. Samuel Beckett’in 1953 tarihli absürd tiyatro başyapıtı, hiç gelmeyecek birini (Godot’yu) bekleyen iki insanın (Vladimir ve Estragon) boş, tekrar eden, zamanı doldurma çabasıyla dolu saatlerini anlatıyor. Oyunda hiçbir şey “olmaz”: Godot gelmez, kurtuluş gelmez, anlamlı bir değişim olmaz. Sadece beklerler, konuşurlar, susarlar, aynı şeyleri ertesi gün tekrar ederler. Beckett’in dediği gibi: “Beklerken.”
Yıllandırma ve sabır kültürüyle (viski, şarap, peynir, turşu) karşılaştırınca bu çok çarpıcı bir dönüşüm:
Geleneksel bekleme (şarap fıçıda yıllanırken, peynir affinage’da olgunlaşırken, turşu mayalanırken) amacı olan, dönüştürücü, değer yaratıcı. Sabır burada erdemdir; zaman lezzeti, kaliteyi, mirası derinleştirir. Beklemek, geleceğe yatırım ve öngörüdür.
Modern bekleme (“Godot’yu beklerken” hali): Boş, absürd, felç edici. Godot = kurtuluş, büyük fırsat, “her şey düzelecek” anı, ideal eş, mükemmel iş, toplumsal adalet, ekonomik rahatlama… Ama o gelmez. Biz ise sosyal medyada scroll yaparak, “bir şey olsun” diye haberleri yenileyerek, “bu sefer değişir” diye aynı döngüleri tekrar ederek zamanı öldürürüz. İçten içe böyle giderse bir şeyin değişmeyeceği hissine kapılırız.
Godot’nun kim olduğu hiçbir zaman net değil (Tanrı mı, umut mu, gelecek mi, ölüm mü?). Modern insan da “bir şey olsun da hayat anlam kazansın” diye bekliyor. Oyun gibi, hayat da tekrar eden diyaloglarla dolu: “Ne yapıyoruz? Bekliyoruz. Beklerken ne yapalım? Bir şey yapmayalım.
Ama en iyisi bir şeyler yapmalı… Herkes düşünsün bir şeyler yapsın :)
Nurhan Keeler





Yorumlar