KENDİ EŞİTLERİYLE DEĞİL GÜÇLÜ AİLELERLE ÇARPIŞIYORLAR
- nurhankeeler

- 3 gün önce
- 3 dakikada okunur

NK: “Genç” tanımı gereği, toplumu, sistemi silkeleyebilen deli kan anlamına geliyor. Ama şimdi teknolojinin de etkisiyle, üstü örtülmeyecek gerçeklerle karşı karşıyalar. Endişe edebilecekleri şeyler gözlerine sokuluyor. Nepotizm çok. Kendi eşitleriyle değil, güçlü ailelerle çarpışıyorlar. Yine de insani ve küçük gibi görünen şeylerde, umutları yeşeriyor. Mesela; bileğinin hakkıyla bir yerlere gelen insanları görmek, birinin diğerine iyiliğine şahit olmak…
AA: ‘Mental sağlık ihtiyacı’nı öncelikli görenlerin oranı yüzde 65’in üzerinde… Gençler gerçekten bu kadar yalnız mı?
NK: 80’li yıllarda, şehir nüfusu, yüzde 60-65’lerdeydi. Şimdi yüzde 93. Kalabalık bir yalnızlık var. Güven arayışı var. Hep bir kıyaslama hep bir yetersizlik hissi yaygın… Bu da suçluluk duygusunu tetikliyor. Aileler, hatta toplumun tamamı, hayat mücadelesi halinde olunca, kimse kimseye o kadar ihtimam gösteremiyor. Dinleyen, anlayan birbirini kollayan insan çok az.
LİYAKAT YOK GİBİ NEPOTİZM ALMIŞ BAŞINI GİTMİŞ
AA: Kariyer kaygısı, yüzde 60’ların üzerinde… Gelecek algısı nasıl? Umut düşüyor mu?
NK: Eczane açmak istese, on adımda bir eczane var ve yeni regülasyonlar söz konusu. “Öğretmen olayım” dese, atanıp atanmama sorunu var. Liyakat yok gibi. Nepotizm almış başını gitmiş. Bir değil pek çok dil bilmeleri lazım hem kodlama hem yabancı dil anlamında. Mühendis olsa havacılık ve savunmaya sıkışmış durumda. Yetemeyecekler, kısa kalacaklar hissi var. Evet, kaygılılar.
AA: Sizce gençler en çok neyi talep ediyor? Para mı, fırsat mı, görülmek mi?
NK: Çok para, güç vs olabilir ama görülüp onaylanmıyorsa, görünürlük daha önemli. Fırsatı, kaynakları olup çok güçsüz, çok önemsiz, çok yokmuş, var olamamış gibi hisseden gençler var. Kendi frekanslarını bulmaları lazım. Fırsata ihtiyaçları var ki, kendi potansiyellerini gösterip, görünür olsunlar.
KIRGINLIKLARI VAR GENÇLERİN
AA: Araştırmada en sık tekrar edilen kavramlar “anlaşılmak”, “değer görmek” ve “yalnız olmamak.” Bu üç kelime size ne söylüyor?
NK: Sınıflar 80-90, yurt odaları 6-8 kişi. Hoyrat bir kalabalık var. Gençlerin incelik ve özen üzerinden okunmaları zor. Bir soruyu, hatta bir sorunu bile, saniyeler içinde anlatmak zorundalar. Ama kısa kahve sohbetleriyle yalnızlık giderilmiyor. Birinin onları anlaması, “Z Kuşağı” olarak genellememesi, özenle yaklaşması gerekiyor. Aileler, “Ee ne yaptın?” veya “Napacaksın?” gibi sorularla, çocuklarından uzaklaşıyor. Soru-cevap seansı gibi konuşmalar var. Can kulağıyla dinlemek ve tavsiye vermek yerine, samimi olmak gerekiyor. Farklı kırılganlıkları var gençlerin. Kimisi büyük şehirde görünmez olmuş, büyük mekanizmaları olan şehirle başa çıkmaya çalışıyor. Kimisi küçük şehirde mercek altında olmaktan veya kıstırılmış olmaktan mutsuz. Kimisi kendi ayakları üzerinde durmak ve yük olmamak ne kelime ailesinin yükünü almak zorunda. Kimisi ailede bulamadığı ilgiyi dışarıda arıyor. Kimisi de hala anne baba veya abi-ablanın gözetiminde. Öncelikle onlara kendi öznelikleriyle bakacak gözlere ihtiyaçları var. Ne tam yetişkin ne tam çocuklar… Geçiş dönemi her zaman zordur.
TÜRKİYE, GENÇLERİNE EMANET ZAMANLAR YAŞATIYOR
AA: Araştırma sonuçlarına göre, “Kendine İyi Bak Gençlik Programı”nın genel faydasına inanç, yüzde 86’nın üzerinde. Bu yüksek oran sizce neyi gösteriyor?
NK: Çok yüksek bir oran. Gençlere mikro gibi gözüken dokunuşlarla, makro destek sağlıyor. Umut, iyilik, merak, keşif, keyif aşılıyor. İyi hissetmelerini ve görünür hissetmelerini sağlıyor. Birisinin size göz kulak olması gibi. Gençlerin hayatındaki küçük yükler hafiflediğinde, hayat yeniden akmaya başlıyor.
AA: Size göre bugün Türkiye’de genç olmanın en ağır tarafı ne?
NK: Emanet zamanlar yaşatıyor. Ya bunlar iyi zamanlarsa? Belirsizlik ve doğduğun yerde doyamamak endişe verici. Bu sefer diğer ülkelere ve coğrafyalara yöneliyorlar. İki türlü kayıp. Hem ülke hem onlar için. Başka bir coğrafyada, sil baştan başlamak, kolay bir şey değil. Kariyer sil baştan değil belki ama diğer şeyler öyle. Sadece orada yeni olunca, insan bir müddet orayı çözmeye çalışarak oyalanıyor. Ama yaban eller, sizi ne kadar kabul eder?
HAYALLERİ DEĞİL DAHA ÇOK HEDEFLERİ VAR
Kendine İyi Bak programı (2024-2026)
Röportaj Ayşe Arman
Mart-Nisan 2026
Evyap
Yürüten / TA: Ahbap
Fikir ve PR: Lea İstanbul
Araştırma: Trend Group Pazar Araştırma




Yorumlar